Başa

Makalelerimiz

Çocuklara Ölümü Anlatmak

Ölüm, okul öncesi dönem olarak ifade edilen 3-6 yaş arası dönemde çocukların sıklıkla merak ettiği, hakkında sorular sormaya başladığı bir konudur. Çünkü çocuklar bu yaşlarda genellikle en az bir kez yetişkinlerin ölümle ilgili konuşmalarına kulak misafiri olmuş, en az bir kez sokakta ölmüş bir hayvan görmüştür. Ölüm, zorlu duyguları çağrıştırması ve soyut bir kavram olması nedeniyle belki de hakkında konuşulması en zor konulardan biridir. Ancak hayatın aynı zamanda kaçınılmaz bir parçası olması nedeniyle bizi onunla ilgili konuşmaya ve düşünmeye zorlar.

Çocuklar genellikle bu soruyu ilk olarak anne babalarına sormayı tercih ederler. Bazıları açıkça sorarken, bazıları ise çok merak etmesine rağmen bu soruyu içinde tutmayı seçer. Çünkü çocuklar anne-babanın yaklaşımına göre bu konunun aaile içerisinde konuşulup konuşulamayacağını bir şekilde sezer. Dolayısıyla öncelikle anne-babanın bu konuda konuşmaya hazır hissetmesi ve “bu hayatın doğal bir boyutu ve bu konu hakkında konuşmakta bir problem yok” mesajını vermesi önemlidir.

Ölüm hakkında konuşmakla ilgili anne-babaların başvurdukları iki tür uygun olmayan tutum vardır. Bunlardan biri "kaçınmak" diğeri ise "yüzleştirmek"tir. Kaçınmak, bu konudaki soruları geçiştirmek, yüzünüzden, sesinizden, duruşunuzdan sizin için bu konunun üzüntü verici bir konu olduğunu hemen okuma üstün yeteneğine sahip, muhteşem bir gözlemci olan çocuğunuzun "Eğer annem ve babam bununla ilgili konuşmuyorsa bu kötü bir şey olmalı, en iyisi ben de konuşmayayım" ya da "Ben bu konuda konuşmamalıyım çünkü bu konu anne ve babamı üzüyor" demesine sebep olabilir. Bu da çocuğunuzun belirsizlikle baş başa kalmasına, kendi tahminleri doğrultusunda yanlış bilgiler edinmesine ve konuya ilişkin kaygı düzeyinin artmasına sebep olabilir. Bilinmeyenin korkusu çocuklar için her zaman gerçekle karşılaşmaktan daha zor baş edilen bir durumdur. Unutmayın ki travma, zor duygular ya da zor yaşantılarla karşılaşmanın doğrudan bir sonucu değildir. Çocuklar zor duygular ya da yaşantılarla karşılaştığından değil, bunlarla tek başına baş etmek zorunda bırakıldığından travmatize olurlar. Bir diğer uygun olmayan yaklaşım ise yüzleştirmektir. Yüzleştirme çocukları anlamayacakları ya da bilmek istemeyecekleri bilgilerle karşı karşıya bırakmayı içerir. Hassas konuların hepsinde olduğu gibi bu konuda da çocukları konuşmaya yüreklendirirken kaçınmakla yüzleştirmek arasındaki dengenin kurulması gereklidir.

Çocuğunuz ölüm ile sorular sormaya başladığında öncelikle bu konuyu onunla konuşmaya hazır olup olmadığınıza, kendi hislerinize odaklanın. O an bu konuyu sakince konuşabilecek durumda mısınız? Yoksa bu soru sizi endişelendirdi mi? Çocuklar tıpkı birer sünger gibidir ve yetişkinlerin tüm duygularını çekerler. Ne kadar saklamaya çalışırsak çalışalım sizin ölümle ilgili kendi yaşadığımız duyguların çocuğa geçeceğini unutmayın. Çocuğun en çok hatırlayacağı kendi yaşantınızı ya da duygunuzu onunla nasıl konuştuğunuz, nasıl paylaştığınız olacaktır.Sizin sakince baş etmekte zorlandığınız bir konuda ona sakince bilgi aktarımı yapmanız ve endişelerini, soru işaretlerini gidermeniz pek mümkün olmayacaktır. Çünkü ayna nöronlar sizdeki duygunun benzerini ona da geçirecektir.

Eğer o an hazır değilseniz ya da sorusuna nasıl cevap verebileceğinizi kestiremiyorsanız ‘Bu konuyu merak edip bana sormana çok sevindim. Ama bunu sana nasıl anlatmam gerektiğinden emin değilim. Sana bunu nasıl anlatacağımı düşünmek için bana biraz zaman vermeni istiyorum. Hazır olunca sorunu cevaplayacağım’ diyebilirsiniz.

Bir çocuk ölüm hakkında soru sorduğunda dikkat edilecek en önemli detay çocuğun sorusunu doğru anlamak ve sadece gerektiği kadar bilgi vermektir. Çocuğun sorusuna, bu konudaki bilgi düzeyine dair varsayımlarda bulunmayın. Ne sorduğunu, neyi öğrenmeye çalıştığını ve bu konuda ne bildiğini tam olarak anlamaya özen gösterin. Sorusunu tekrar edebilir, anladığınız şeyin doğru olup olmadığını ona teyit ettirerek devam edebilirsiniz? Çocuğun sorusunu iyi anlamak ve o sırada neyi soruyorsa ona yönelik az ve öz bilgiyi vermek önemlidir. Böylece ebeveynlerin çocuğun olası yanlış anlamalarını, korku ve kaygılarını da keşfetme fırsatı olur.

Çocuğunuzla ölüm hakkında konuşurken, onun bu konuda konuşmaya istekli ve hazır olduğu zamanlara duyarlı olun. Bu konudaki konuşma girişimlerine açık ve sakin bir yaklaşımla karşılık verin. Söylediklerinin alt metnindeki duyguları (merak, korku, endişe vb.) fark edin ve bu duyguları kabul ettiğinizi ifade edin. Örneğin ‘Bu konunun seni biraz kaygılandırdığını görüyorum. Bu çok doğal. Daha iyi hissetmen için sana yardımcı olmayı deneyeceğim’ diyebilirsiniz.

Kendi zihninizde bu soruya yönelik basit, kısa ve yaşına uygun bir cevap hazırlayın. Soru geldiği anda cevabınız hazır değilse, düşünmek için zaman isteyin. Çocuklar anne-babalarının her şeyi bildiklerini düşünürler ancak siz cevaplayamayacağınız bir soru ile karşılaşırsanız dürüstçe ‘Ben bu sorunun cevabını bilmiyorum ama senin için bunu öğrenebilirim’ demeyi deneyin.

Kendi duygularınızla ilgili dürüst olun. Çünkü zaten çocuklar hissederler. Açıkça ‘Bu konuyu konuşmakta biraz zorlanıyorum’ diyebilirsiniz. Tüm duygular doğaldır ve bazen anne babalar da zorlanır.

Çocukların bu yaş döneminde ölümü geri dönüşü olan ve geçici bir yaşantı olarak algıladığını dolayısıyla oyunlarında kullanabileceğini unutmayın.

Her çocuğun duygularını ifade edişi ve duyguları ile nasıl başa çıktığı biriciktir, kendisine özgüdür. Bu konuyu sindirmesi için ona ihtiyacı olan zamanı verin. Tekrar tekrar konuşmak istediğinde her seferinde saygıyla ve dikkatlice dinleyin. Çocuklar tekrarla öğrenirler. O tekrar tekrar sorarken siz de tekrar tekrar aynı şekilde cevaplayın.

Ölüm kelimesini kullanmaktan çekinmeyin. Ölen bir kişi için gitti, uyuyor gibi ifadeler kullanmayın, öldü deyin.

Ölümü doğrudan hastalık ya da yaşlılıkla ilişkilendirmeyin. ‘Dünyadaki tüm canlıların bir yaşam süresi olduğunu, yaşam süresi bitince ölündüğünü’ söyleyin. Çocuk çok hasta olan bir kişiyi görmek isterse burada uygun karar çocuğa, hastaya ve duruma göre değişecektir. Hastane ortamının uygunluğu, hasta kişinin durumu, çocuğun özellikleri iyi değerlendirilmelidir. Telefon etmek ve çocuğun kart ya da mektup yazmak yoluyla iletişim kurması duruma göre tercih edilebilir.

Ölen kişilerin gömülmesi fikri özellikle 7 yaş öncesi çocuklar için algılaması güç bir bilgidir. Dolayısıyla sorduklarında mezarlıkları ‘ölen kişileri hatırlamak için isimlerini yazdığımız taşların olduğu yerler’ olarak tarif etmek ve çocukları okul öncesi dönemde bir cenaze törenine götürmemek daha uygundur.

Ölüm ile ilgili konuşurken, aslında her sorunun sizin ölüp ölmeyeceğinize ve kendisine ne olacağına dair bir soruyu içerdiğini unutmayın. Bu konuda ona sakince güvence verin.

Çocuk ölümden sonraki hayatla ilgili sorular soruyorsa, bununla ilgili çeşitli inanışlar olduğu belirtilerek, bu konuyu kendi inanç sisteminize göre aktarın. Burada önemli olan nokta çocuğu korkutacak ve kaygılandıracak bilgilerden kaçınmaktır. Çocuklara vefat eden kişinin gökyüzüne gittiği, kendisini oradan izleyeceği açıklamasından kaçınılmalıdır. Bu çocuğu korkutan ve endişelendiren bir ifadedir.

Çocukların hayal gücünün sınırı yoktur. Dolayısıyla aklımıza gelmeyecek, ya da cevap vermekte zorlanacağımız birçok soru sorabilirler. Aşağıda ölüm ile ilgili olası sorular ve uygun cevapları örneklendirilmiştir:

Çocuk: “Ölmek ne demek?”

Ebeveyn: “Ölmek, bir insanın hayatının sona ermesi demektir. Tüm bitkiler, hayvanlar ve insanlar ölürler. (Bitki ve hayvanlardan örnek verilebilir. Tüm canlılar yaşar, büyür, değişir, ölür. Gece olur, gündüz olur, tırtıllar kelebek olur, hava güneşli olur, bazen kar yağar. Değişim kaçınılmazdır.” ifadesiyle çocuğa somut ve anlaşılabilir örnekler verebilirsiniz.)

Ekstra sorulara karşılık: “ Ölünce beden artık hareket edemez, düşünemez. Toprağın altına gömülür. Artık geri gelmez. Biz yanına ziyarete gidebiliriz. Ama bizi göremez, biz de artık onu göremeyiz.”

Ç:“Sen de ölecek misin?”

E: “Benim de ölmemden endişeleniyorsun. Biz şu an senin yanındayız. Daha önümüzde çok uzun yıllar var.”

Ç:“O geri gelecek mi?”

E: “Hayır, ölen kişiler (hayvanlar) geri gelmezler. Artık bir daha göremeyiz. Buna alışmak çok zor biliyorum. Onu özlediğinde bana söyle, belki fotoğraflarına bakabiliriz, videolarını izleyebiliriz. Kendini geri gelmeyeceği için kötü hissedersen gel bana sarıl, birlikte olalım.”

Ç:“Canı acıyor mu?”

E: “Hayır. Ölen kişi artık acı hissetmez.”

Ç: “O beni duyuyor ve görüyor mu?”

E: “Artık bizi göremiyor ve duyamıyor. Ve biz de onu göremeyecek ve duyamayacağız.”

Eğer çocuk ölen kişinin hastalık nedeniyle öldüğünü öğrenirse;

Ç:“Hastalanırsam ben de ölecek miyim?”

E: “Her hastalık ölüme neden olmaz.”

Ç:“Ben ne zaman öleceğim?”

E: “Bunu bilemeyiz. Tek bildiğim, önümüzde onlarca güzel yıl olduğu. Yaşayacak çok şeyimiz var. Biz senin yanında olacağız, birlikte büyüyeceğiz.” (Uzun vadeli planlarınızdan bahsederek onu rahatlatabilirsiniz. Örneğin; bu yaz İzmir tatiline gideceğiz birlikte, sonra senin okul balon olacak vs. )

Çocuk ölümü kabullenmeye başlar ve duygularını ifade ederse;

Ç:“Onu çok özlüyorum!”

E: “Ben de onu çok özlüyorum. Öldüğü için çok üzgünüm. Onun hala hayatta olmasını istiyorsun. Keşke bizimle birlikte olabilseydi.”

Eğer bir evcil hayvanınız ölmüşse yine aynı cevaplar verilebilir. Bu durumda da önemli olan hayvanın yerine hemen yenisini almamaktır. Eğer alınırsa çocuk ölümün telafisi olabileceğini, sevginin hemen yer değiştirebileceğini ve sadakatin kolayca ortadan kalkabileceğini düşünmüş ve öğrenmiş olur.

Bu makale Klinik Psikolog Hilal Gerçel’in ‘Çocuklarla Ölümü Konuşmak’ ve Klinik Psikolog Bahar Çakır’ın ‘Çocuklara Ölüm Nasıl Anlatılabilir?’ isimli yazılarından yararlanarak hazırlanmıştır. Faydalı olması dileğiyle…

ÖNERİ: Çocuğunuza ölümü anlatırken Pat Thomas’ın ‘Seni Özlüyorum’ (Erdem Yayınları) isimli kitabından destek alabilirsiniz.