Başa

Makalelerimiz

Nasıl Alıştırırsan Alışırsan Öyle Gider

Doğar doğmaz kendi yatağına alıştır, çok kucaklama.
Acıkınca emzir, her ağladığında alma.
Bardaktan içir, biberon verme.
Kararlı ol, her istediğini yapma.
Alışır! Çocuğu nasıl alıştırırsan öyle gider!

Tahminimce, ebeveyn olan neredeyse herkes bunlara benzer uyarıları (!) birkaç defa duymuştur. Aslında olan söylenilenlerin tam tersi. Bir şeylere kolay alışan, değişime direnç gösteren çocuklar değil biz yetişkinleriz. Yeni doğan bebeği baz alırsak, henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan bir bireyden bahsediyoruz. Bebeğin temel ihtiyacı, ihtiyaçlarının karşılanması ve bakım veren ile ‘bağ’ oluşturmasıdır.

Güvenli bağlanma ebeveyn ile bebek/çocuk arasında zamanla gelişen, çift yönlü bir ilişki biçimidir. Bu bağın sağlıklı biçimde kurulabilmesi için yalnızca çocuğun ebeveyne güvenmesi yeterli olmayacaktır. Aynı zamanda ebeveynin de çocuğa, onun işaretlerine ve rehberliğine güvenmesi gerekmektedir. Çocuğun verdiği her ipucu güvenli bağlanma için birer fırsat olarak düşünülebilir. Ebeveyn çocuktan gelen ipuçlarına ne kadar açık olur, onları ne kadar erken fark edip uyum sağlarsa; çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkiye o kadar çok yatırım yapmış olur. Özellikle ilk üç yılda ebeveyn ve bebek arasındaki ilişkinin sağlam temellere dayandırılması, bebeğin ihtiyaçlarının vaktinde, şefkatle ve tutarlı şekilde karşılanması oldukça önemlidir. Elbette telafi her zaman mümkündür. Ancak ilk yılların bahsedilen şekilde geçirilmesi, bebeğin ilerleyen yaşlarında yaşaması muhtemel çatışmalarla baş edebilme becerisi ve ebeveyn ile çocuk arasında çıkabilecek çatışmalarla baş edilebilmesi açısından ilişkiye yapılan çok kıymetli bir yatırımdır.

Bebeğinizi desteksiz uykuya geçmesi için odasında ağlar halde bıraktığınızda, bir süre sonra gerçekten de desteksiz şekilde uyumaya başlar. Ancak burada bir şeylere alışan bebek değil ebeveyndir. Önce bebeğin ağlamasına dayanmak zor gelir belki ama zamanla kulakları bebeğin ağlamasına alışır, sonra zihni ve sonra da kalbi… Bebekte oluşan bir alışma sürecinden söz edilecekse bu hiç de istenilmeyen bir süreçtir. Bebek ihtiyaç duyduğu, çaresiz olduğu bir anda, en çok güvendiği kişinin ona yardım etmemesine, zor duygularla baş başa kalarak çaresizliğinin artmasına alışır. En sonunda susar ve uyur. Desteksiz uyumaya alıştığından değil, zor duygular onu yorduğundan, onlara daha fazla maruz kalmamak, kendini korumak için…

Benzer pek çok konuda alışan aslında sizsiniz.

Hızlı bir büyüme ve bağımsızlaşma aşamasında olan 2 yaş bebeğinizi, onu anlamak yerine; kendi kendine sakinleşsin diye görmezden gelmeye alışırsınız…

Davranışlarının altında yatan nedeni, o davranışa yol açan duyguyu görmek ve pozitif disiplin uygulamalarına yönelmek yerine; onu hizaya sokmak için ödül ve cezalar kullanmaya alışırsınız…

Ergenlik döneminde, kişiliğini arayan, ruhu dalgalarla boğuşan çocuğunuzu anlamak, ona alan açmak yerine; hiç çıkmadığından şikayet ettiğiniz odasına göndermeye alışırsınız…

Bebeğin/çocuğun herhangi bir ihtiyacında ‘ya alışırsa?’ endişesiyle ihtiyacı uygun şekilde gidermemek, olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Tüm bu alışkanlıklar sizi çözüme odaklamak yerine soruna odaklamaktadır. Bu da çocuğun her davranışına, çözülmesi gereken bir sorun gibi yaklaşma yanılgısına kapılmanıza yol açabilmektedir. Bunlara ek olarak çocuk açısından da oldukça olumsuz sonuçlara neden olabilmektedir. Çünkü en güvendiği, yaşamak için muhtaç olduğu kişi tarafından ihtiyaçlarının görmezden gelinmesi/karşılanmaması, çocuğa güvenmemeyi öğretmektedir. Ebeveyne, diğer yetişkinlere, arkadaşlarına ve hatta kendisine… Belki de bakılmaya, anlaşılmaya değer değilim hissine kapılabilmektedir ki bu hayat boyu taşınacak, çocuk için çok ağır bir yüktür.

Siz mideniz suyla ağzına kadar doluyken, yine de alışkanlık oldu diye su içer misiniz/içmek ister misiniz? İhtiyaç tamamen doyurulmadan ortadan kalkmaz. Ancak bir ihtiyacın doyurulması da kişiyi bu doyurulma durumunu suistimal etmeye yöneltmez. Özellikle söz konusu çocuksa. Bebekleri büyüdükçe pek çok ebeveynin tecrübe ettiği üzere, çocuğun gösterdiği hiçbir davranış sonsuza kadar sürmez. Çocuklar zamanla yeni tecrübeler edinir, eski davranışlar yerini yenilerine bırakır. Böylece büyüyüp gelişirler.

Tam da bu sebeplerle; iyi bir ebeveynliğin ölçütü çocuğun davranışları değil, ebeveynin davranışlarıdır. Nasıl alıştırırsanız öyle değil; nasıl alışırsanız öyle gider…

Psikolog Tuğba OKTAR
* attechmentparentingturkiye isimli sosyal medya hesabında, Özlem Ilgaz tarafından paylaşılan gönderiden yola çıkılarak hazırlanmıştır.