Başa

Makalelerimiz

ÖLÜMSÜZ ÖLÜM

Bazı harfler yan yana geldiğinde bile üzerimizde soğuk duş etkisi yaratabilir. Harfler canlanıp zile basıp gelecekmiş, ansızın geçip karşı koltuğa oturuverecekmiş gibi hissettirir. Başımıza gelse ne yapacağımızı düşünmek bile istemediğimiz, ölüm. Peki ne kadar şey biliyoruz bu ölüm hakkında?

Ölümlülük bilincine sahip olmanın, ölümü düşünmenin bile işlerin gerçek durumunu nasıl değerlendireceğini, nasıl daha bir yaşam sürüleceğini düşünme fırsatı sunar. Yaşamı daha cazip kılma ve tüm iyi yanlarıyla yaşamı kucaklamaya çalışma gibi bir ödülü vardır. Ölümü düşünmek sağaltıcıdır.

‘’Sıfırı nasıl bir sayının sağına veya soluna yerleştirdiğinizde onu on defa büyütüyor veya küçültüyorsa, ölüm de asıl anlamını yaşamın yanında bulur; onu yüceltir veya anlamını azaltır, zayıflatır’’

Ölümle yüzleşmemizi sağlayan bazı olaylar yaşarız: bir yakınımızı kaybetmek, hayati tehlikesi olan bir hastalık, büyük bir doğum günü (altmış, yetmiş yaş), özel bir ilişkinin son bulması, çocukların evden ayrılması (boş yuva) , benliğimizle yakından ilişkili ölüm içerikli rüyalar, ölümle burun buruna geldiğimizi düşündüğümüz kazalar…bu anlardan sonra ölüm üzerine daha çok düşünmeye başlarız. Ölüm korkusu denilen kavram çevremizde kol gezmeye başlamıştır. Umutlu olmak ölüm korkusunun panzehri gibidir ölüm korkusuyla içimizden gelse de yapmanın doğru olmadığı davranışlardan uzaklaşırız, incitmekten korkarız ya da yarın sevdiklerimizi göremeyecekmiş gibi bu günleri dolu dolu yaşarız biliriz ki her canlının doğma, büyüme, ölme döngüsü bizleri de kaçınılması imkansız bir serüvene ortak ediyor. Yakınlarımızın başına gelen ölüm ve ölüme yakın kaza, hastalık gibi olaylar çoğu zaman kendi ölümümüzü düşünmekten bile daha çok etkileyebilir bizleri. Böyle durumlar karşısında neler yaptığımız, nasıl tepki verdiğimiz, dayanma gücümüz de başımıza gelen olaylar kadar önem arz etmektedir. ÖLÜMCÜL HASTA OLAN BİR YAKINIMIZA YAKLAŞIM, yas sürecindeki insanlara yaklaşmak, çocuklara ölüm haberi vermek, yas sürecinin getirdikleri nasıl davranacağımızı kestiremediğimiz bir ipucu aradığımız anlardır.

Yasın gerekliliği

Bizim için değerli olan herhangi bir şeyin/kimsenin kaybından sonra verilen tepki sürecine yas denir.

‘’Kaybettiğimiz şey aile yadigarı basit bir takı da olabilir, bir umut, bir ideal, bir dostluk, bir vatan, bir sevgili, bilerek veya zorla terk etmek durumunda kaldığımız eski yaşantılar hatta kendimize ait eski bir benlik hissimiz de…’’

Sağlıklı bir ölüm bilinci geliştirmek için bugün yasaklı bir kelime gibi kaçtığımız ölümü konuşmak sanıldığının aksine farkındalık geliştirmemize yardımcı olur. Bugün araştırmalara göre insanın belli bir kayıptan sonra yas tutması gerekliliğine ilişkin bulgular yasa tutmaya olan inancımızı doğrular niteliktedir. Kayıp sonrası yaşanılan ruhani acı psikolojik bütünlüğümüzü tehdit eder, bozar. Yas, psikolojimizin kayba karşı önceki dengesini, sağlığını yeniden sağlayabilmesi için gereklidir. Üzüntü de neşe gibi doğru yerde olması gereken bir duygudurumdur. Üzüntünün engellenmesi matem tutan kişinin mateminin ileride daha komplike hale gelmesine, depresyona dönüşmesine, sonsuz bir matem şekline bürünmesine neden olabilir.

Yası sağlıklı bir şekilde tutulmuş kaybın insanı geliştirdiği, yenilediği görülür. travma sonrası büyüme başlığı altında da işlenmiştir. Eğer sağlıklı yas sürecinden geçemezsek eski sorunlarda, eski ilişkilerde kısaca eski zamanda çakılıp kalabiliriz.

Yas sürecindeki insanlara nasıl yardımcı olabiliriz?

Öncelikle matem yaşayan insanlara, kaybın gerçek olduğu bilgisinin şefkatli ve anlayışlı bir tutum içinde verilmesi gerekir.

Kaybı olan insanın duygularını, yaşantılarını buna uygun çerçevede bir hareket planı oluşturulması için iyi bilmek gerekir.

Hüznün, kederin, çaresizliğin, endişenin yanısıra öfke ve suçluluk duygularının da yas sürecine eşlik ettiği unutulmamalıdır.

Yas bir süreçtir ve zamanı kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilir.

Yas sürecindeki insana merhumsuz bu hayatın yaşanacağı sonrasında da nasıl yaşanacağı ikna edici bir tutumla anlatılmalıdır.

Yas tutan insanın kültürü ve değerlerinin bilinmesi merhumdan sonra hayata nasıl anlam vereceği konusunda önemli bir yer tutar

Matem tutan kişiye tatile, eğlence yerlerine gitmesi, yeni insanlarla tanışması önerilir bu öneriler yerinde ve zamanında olmadığında hiç de iyi sonuçlar vermez. Bu öneriler matem süreci sağlıklı bir şekilde ilerlerken, yaralar kabuk bağlarken kullanılabilir.

Bazı matemlerde profesyonel yardım gerektiği göz ardı edilmemelidir. Kişide anlaşılamayan davranışlar ve ruh sağlığının yerinde olmadığına dair ipuçları varsa mutlaka bir uzmana danışılması gerekmektedir.

Yaşlılara, hastalara mümkün mertebe yanlarında ilk tepkilerini rahatça verebilecekleri, güvendikleri biri tarafından uygun bir dille ölüm haberinin verilmesi gerekir. Böylece kabul edilmesi daha kolay olur ve inkar tepkileri uzun sürmez.

Not: Sağlıklı yas sürecinin başlanıp tamamlanabilmesi için mümkün olan en kısa sürede ölüm haberinin verilmesi gereklidir. Ertelenen ölüm haberleri matemi geciktirir ve bu da yas süreci işleyişi bozabilir.

Not: Psikiyatri ilaçları beynin nörokimyasını etkileyen maddeler içerir bir uzmana başvurulmadan yas tutan kişiye ilaç verilmesi doğru değildir.

Psikolog Ceyda Özen
Kaynak: Ölme- Erol Göka