Başa

Makalelerimiz

ÖDÜL ve CEZA

ÖDÜL ve CEZA

Bir gün çocuklarının okula gitmek istememesi sebebiyle bir anne baba benden yardım istedi. Çocuk kaygılı davrandıkça, ağladıkça anne ve baba daha çok kaygılanıyor ve telaşlanıyorlardı. Çocuk okula gelmek istemediği için aile tabletini elinden almıştı. Bir süre sonra da oyuncak alıp böyle ikna etmeyi denediklerini belirttiler. Yanıma gelirken yolda çözüm yolları düşünüp birkaç yol bulmuşlardı bile. Tabletle birlikte çocuğun televizyonda izlediği bütün çizgi film kanallarını silecekleriyle tehdit mi etmelilerdi? Ya da aldıkları küçük oyuncağın biraz daha pahalısını alıp bir de her okula gittiği gün için çocuklarına bir sticker mı vermelilerdi?

Araştırmalar gösteriyor ki, haz zamanla azalır. Kendinizi düşünün, çok severek aldığınız telefonunuzu bir süre sonra kapsız kullanmaya başlamıyor veya ekran koruyucusu kırıldığında yenisini taktırmayı biraz geciktirmiyor musunuz? Buna göre televizyondaki çizgi film kanallarını silerek ya da her gün bir sticker vererek çocuğunuzu yönlendirmeye ne kadar süreyle devam edebilirsiniz?

Çocuğunuzu büyütürken en dikkatli olmanız gereken nokta çocuğunuzla kuracağınız bağdır. Ceza vermek, o anlık durumu kurtarabilecek olsa da, çocuğunuzda aranızdaki bağı, dolayısıyla da iletişimi zedeleyebilir. Bu da dolduğunda patlayacak olan bir su balonuna biraz daha su eklemeye benzer.

Örneğin; çocuğumuz biraz daha büyüyüp okumayı öğrendiğinde, yapması gereken bir şeyi yapmadığında kimimiz “Yapmazsan bugün 10 dakika daha kitap okuyacaksın.” diyebiliyoruz. Daha kötüsü, kitap karşılığında ödüller verebiliyoruz. İki örnekte de çocuğumuza kitap okumanın ne denli sıkıcı, kötü bir aktivite olduğu mesajını vermiş oluyoruz. Çocuğumuz kitap okuyan bir birey olarak yetişsin isterken çocuğumuza yaptığımız bu yönlendirmeyi nasıl değerlendirirsiniz?

Yakın bir zamanda bir çocuktan yakınındaki kapıyı kapatmasını rica ettiğimde “Peki karşılığında bana ne vereceksin?” sorusunu sordu. Anladım ki o ailede istenilen davranış, çocuğa, onun istediği bir nesneyi ödül olarak sunmayla yaptırılıyordu. Çocuğunuzu yeni bir oyuncak almakla veya oyun parkına götürmekle ikna ettiğiniz zamanlarda çocuğunuz o davranışı ne kadar zaman sürdürdü? Sizce o davranışı kazandı mı yoksa sadece sonucunu beğendiği zamanlarda sizin istediğiniz gibi mi davrandı?

Ödül dışsal bir motivasyon kaynağıdır. İçsel olmayan yani dış müdahalelerle oluşan motivasyonlar çoğunlukla davranış edinimi sağlamazlar. Bizim deyimimizle günü kurtarırlar. Ödül aynı zamanda çocuğun çıkar ilişkisi kurmasına neden olup, bunun sonucunda da bencilleşmesine ve yalnızlaşmasına sebep olabilir. Ödülle büyüyen bir çocuk sınıfta karşılığında bir yiyecek vermeyecek arkadaşıyla öğle yemeğini paylaşmayabilir. Aynı çocuğun iş sahibi olduğu zamanı düşünelim: İşini ne kadar güzel yaparsa yapsın büyük olasılıkla motive edilmeye ihtiyaç duyacak; bu, para, ek tatil, veya takdir olabilir. Bunu alamadığı durumlarda yetersizlik duygusu ortaya çıkabilir.

Çocuklar bazen öyle yanlışlar yaparlar ki bunları hoşgörü ile çözmeyi uygun bulmadığımızdan ceza yöntemine başvuruyor olabiliriz. Aslında ceza vermeden de sınırları çizebilir ve çocuklarınızı yönlendirebilirsiniz.

“Telefon süren bitince telefonunu aldığım için sinirlendin, şu anda olduğunu görebiliyorum. Yine de telefonumu yere fırlatman kabul edilemez bir davranış. Şimdilik telefonu kaldırıyorum, zamana ihtiyacın olduğunu görüyorum. Sakinleştiğinde senin için burada olacağım, ne yapacağımıza birlikte karar verelim.”

“Çabuk hazırlanmazsan bugün dondurma yok!” yerine “Öğretmenin bugün okulda çok eğlenceli etkinlikler yapacağınızı söylemişti, yaptıklarınızı anlatacağın zamanı sabırsızlıkla bekliyorum, ama bu etkinliklere katılabilmek için önce okula yetişmen gerekiyor.” diyebilirsiniz.

Veya onun için kaygılandığınızda, hızlıca ceza vereceğinizin habercisi olan cümleler ağzınızdan dökülebilir:

“Bu kadar hızlı koşacaksan bir daha dışarı çıkmayacağız.” demek yerine “Hızlı koşmanın sana çok eğlenceli geldiğini biliyorum ama bu kadar hızlı koşarsan zarar görebilirsin; ayağın bir yere takılabilir, hatta düşebilirsin. Biraz durup nefes alalım, sonra güvenli olduğunu düşündüğün şekilde tekrar koşabilirsin.” diyebilirsiniz. Davranış olumlu yönde değiştiğinde, daha uzun süreli tekrarlaması için, doğru davranışı gördüğünüzde mutlaka fark ettiğinizi hissettirin. “Evet, böyle gitmen daha güvenli. Daha yavaş koştuğunu görüyorum. Dikkatli davrandığın için teşekkür ederim.” gibi.

NEDEN?

Davranışları bir buzdağı gibi düşünelim; mutlaka görünmeyen bir tarafı da vardır değil mi? Davranışlar “öylesine” oluşmaz, mutlaka bir sebebi vardır. Bir davranışı değerlendirirken o an neye ihtiyacı var, çocuğumuz hangi ihtiyaçla bunu yapıyor olabilir diye düşünmemiz gerekir. Bu sebepler daha fazla sevgi ihtiyacı, aşırı uyarılma ve yeni bir çevreye girme durumu olabilir. Buzdağının altını görebilmek için, bizi daha iyi duyabilmesini, anlayabilmesini sağlamak gerekir; bu da bizim ona karşı iyi bir dinleyici olabilmemizle gerçekleşir. Onu daha sakin ve alanına saygı duyarak dinlediğimizde onun da aynı tutumla bizi dinlediğine şahit olabiliriz çünkü çocuklar ebeveynlerinin aynalardırlar.

Bugüne kadar çocuğunuza birçok kez ödül veya ceza verdiyseniz de bu yöntemin çok da doğru bir yöntem olmadığının farkına hep birlikte varmış olduk. Çocuk eğitimi, davranış değişimi ve kazanımı kolay değildir ve zaman gerektirir. Bunlar olurken siz ebeveynlere düşen en büyük rol sabırlı olup çocuğunuza net tutumunuzu defalarca kez sergilemektir.

Psikolojik Danışman Melis Nuhut